opark.

farklı kot ve aynı çantayla, ceketsiz ve yüzüksüz,
o parkta bir daha oturdum.

boşagit.

üzülmelerim hep boşa gidiyor.

boya.

- old place looks pretty good.
- yeah, well, it could use a coat of paint.
- couldn't we all?

acabasev.

acaba sevgilisi var mı'yı,
arayan kolay bulmasa.

gözönü.

gözünün önüne oturtamadığın,
aklına sesini getiremediğin,
ama içinde dışında,
ama sağında solunda,
ama önünde arkanda.

yumuşakge.

adının ortasında
yumuşak ge olmasa
seni bu kadar
özleyemem.

hatırı.

o kadar hatırım olmadığından susuyorum.

burun.

gökyüzüne bakınca
sadece gezegenlerin görünmediği bir yerde
göremesem de
burnunun yerini
bileyim.

ortaklık.

küçücük ortaklıklardan etkilenen insanlar varken
biz.

bizeyaz.

keşke azıcık bilebilsek
birilerinin bir şeyleri
bize yazıp yazmadığını.

birsürü.

buraya bir sürü şey yazmak isterdim
ama yazamıyorum.