dürt.

"hiçbirini yapmıyor," dedi,
"yani bu kalıplaşmış erkek kavramından bahsediyorum,
anlatabildim mi.
hiçbirini yapmıyor,
ve ben yapılması gereken her şeyi yapıyorum.
yapılması gereken tek şey biraz dürtmek,
küçük konularda bile.
ve dürtmelerim hep ters teperken
dürtmediğim anlarda her şey olması gerektiği gibi.".

ilkadam.

anlatmak istediğim şey
kendim için seçtiğim ilk adamın bu olduğu.

öylegör.

seni öyle görürse sana neler yapabileceğini bilerek gidiyorsun,
sonra yapıyor.

bu.

neden biriyle uçmak istiyorsun,
asıl soru bu.

li.

böyle şekerli bir şeyler,
şekerli senler istiyorum.

birki.

ama üç deyince birini seviyorsan,
dört deyince vazgeçmeyeceksin, dedi.

yerindenkalk.

sadece 'saçlarımı kokla' hareketi için
otobüs durana kadar yerimden kalkmayabildim.

birazcıkdaha.

seninle tatile çıkmak istiyorum, dedi,
beş dakikada hazırlanırım, hemen çıkarız, dedim,
kafasını biraz sola çevirip güldü,
ben birazcık daha uzun bir adım attım,
o birazcık daha hızlı bir adım attı,
ben birazcık yürümüş oldum,
o birazcık koşmuş oldu.

boyunsaçı.

her gece saçların seni rahatsız ediyor,
asla uyanmadan ama telaş içinde
kafanı yastıktan kaldırıp
boynunu saçlarınsız bırakıyorsun,
ama ben her gece yeniden indiriyorum saçlarını,
öyle seviyorum ben, öyle seviyorum yani,
YANİ öyle seviyorum dedi,
nasıl benzediğimizden bahsetsem mi bilemedim.

şarapvar.

tencerede biraz daha şarap var istersen, dedim.

bilmem? cevap vermedi.

öpmek.

"görünce beni öpmek istedi." diyecektim sadece,
öptüğünü söylemeyecektim.