li.

böyle şekerli bir şeyler,
şekerli senler istiyorum.

birki.

ama üç deyince birini seviyorsan,
dört deyince vazgeçmeyeceksin, dedi.

yerindenkalk.

sadece 'saçlarımı kokla' hareketi için
otobüs durana kadar yerimden kalkmayabildim.

birazcıkdaha.

seninle tatile çıkmak istiyorum, dedi,
beş dakikada hazırlanırım, hemen çıkarız, dedim,
kafasını biraz sola çevirip güldü,
ben birazcık daha uzun bir adım attım,
o birazcık daha hızlı bir adım attı,
ben birazcık yürümüş oldum,
o birazcık koşmuş oldu.

boyunsaçı.

her gece saçların seni rahatsız ediyor,
asla uyanmadan ama telaş içinde
kafanı yastıktan kaldırıp
boynunu saçlarınsız bırakıyorsun,
ama ben her gece yeniden indiriyorum saçlarını,
öyle seviyorum ben, öyle seviyorum yani,
YANİ öyle seviyorum dedi,
nasıl benzediğimizden bahsetsem mi bilemedim.

şarapvar.

tencerede biraz daha şarap var istersen, dedim.

bilmem? cevap vermedi.

öpmek.

"görünce beni öpmek istedi." diyecektim sadece,
öptüğünü söylemeyecektim.

eskieski.

yeni eski, eski eskilerin sayısını azaltıyor, dedim,
koltuğun altına sakladığı bir şeyi çıkarıp verdi.

kanaatnotu.

yalnızca kanaat notunun bir işe yaradığı zamanlarda iyi bir insan oluyorum, dedi,
ilk prensibim olarak bunu belirledim.
iyi, dedim.

gündelikhayat.

bir gün birini sevmeyi bırakacaksan
ona asla gündelik hayatta yaptığı şeyleri sevdiğini söyleme, dedim.
konu hakkında soru sormayı çok istedi,
cevap vermeyeceğimi sandı,
ondan sormadı.

sırtçantası.

yüzü saçlarına dökülmüş birini gördüm,
sırtını çantasına yüklemişti, etekten de rüzgârı uçuşuyordu, dedi.
karıştırıyor olmalısın, dedim. geç bir fotoğrafını çekeyim.
geçti.