otobüs durana kadar yerimden kalkmayabildim.
birazcıkdaha.
seninle tatile çıkmak istiyorum, dedi,
beş dakikada hazırlanırım, hemen çıkarız, dedim,
kafasını biraz sola çevirip güldü,
ben birazcık daha uzun bir adım attım,
o birazcık daha hızlı bir adım attı,
ben birazcık yürümüş oldum,
o birazcık koşmuş oldu.
beş dakikada hazırlanırım, hemen çıkarız, dedim,
kafasını biraz sola çevirip güldü,
ben birazcık daha uzun bir adım attım,
o birazcık daha hızlı bir adım attı,
ben birazcık yürümüş oldum,
o birazcık koşmuş oldu.
boyunsaçı.
her gece saçların seni rahatsız ediyor,
asla uyanmadan ama telaş içinde
kafanı yastıktan kaldırıp
boynunu saçlarınsız bırakıyorsun,
ama ben her gece yeniden indiriyorum saçlarını,
öyle seviyorum ben, öyle seviyorum yani,
YANİ öyle seviyorum dedi,
nasıl benzediğimizden bahsetsem mi bilemedim.
asla uyanmadan ama telaş içinde
kafanı yastıktan kaldırıp
boynunu saçlarınsız bırakıyorsun,
ama ben her gece yeniden indiriyorum saçlarını,
öyle seviyorum ben, öyle seviyorum yani,
YANİ öyle seviyorum dedi,
nasıl benzediğimizden bahsetsem mi bilemedim.
kanaatnotu.
yalnızca kanaat notunun bir işe yaradığı zamanlarda iyi bir insan oluyorum, dedi,
ilk prensibim olarak bunu belirledim.
iyi, dedim.
ilk prensibim olarak bunu belirledim.
iyi, dedim.
gündelikhayat.
bir gün birini sevmeyi bırakacaksan
ona asla gündelik hayatta yaptığı şeyleri sevdiğini söyleme, dedim.
konu hakkında soru sormayı çok istedi,
cevap vermeyeceğimi sandı,
ondan sormadı.
ona asla gündelik hayatta yaptığı şeyleri sevdiğini söyleme, dedim.
konu hakkında soru sormayı çok istedi,
cevap vermeyeceğimi sandı,
ondan sormadı.
sırtçantası.
yüzü saçlarına dökülmüş birini gördüm,
sırtını çantasına yüklemişti, etekten de rüzgârı uçuşuyordu, dedi.
karıştırıyor olmalısın, dedim. geç bir fotoğrafını çekeyim.
geçti.
sırtını çantasına yüklemişti, etekten de rüzgârı uçuşuyordu, dedi.
karıştırıyor olmalısın, dedim. geç bir fotoğrafını çekeyim.
geçti.
otuzbeş.
aynı kot, çanta, ceket ve yüzükle
o parkta otuz dördüncü oturuşumdu.
otuz beşinciyi gerçekleştirmemeye kararlıydım.
o parkta otuz dördüncü oturuşumdu.
otuz beşinciyi gerçekleştirmemeye kararlıydım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)